Engin Aktel Ne oldu şimdi?
Olanlara ne dersiniz? Devlet kurumları arasında çatışma ve güvensizlik var mı, yok mu? Bu sorunun cevabı, son 'Kamyon' olayında verildi. Bir tarafta Devlet baba. Diğer tarafta 'Ben babama bile güvenmem' diyen bir devlet kurumu. TSK ile Polis... *** Flaş... Flaş... Flaş... 'Terörle Mücadele Şubesi bir kamyon dolusu bomba yakaladı.' -Yakalanan kamyon, TSK'nın kamyonudur. Flaş... Flaş... Flaş... 'Kamyonda 900 adet seri numaraları kazınmış el bombası bulundu.' -El bombalarının hepsinin seri numaraları sevk kağıdında yazılı. Flaş... Flaş... Flaş... 'Yakalanan bomba dolu kamyon, Ankara Emniyet Müdürlüğüne çekildi.' -Cephane kamyonunun Muğla'dan Ankara'ya gideceğine dair, güzergahtaki tüm emniyet birimlerine TSK tarafından haber verildi. Flaş... Flaş... Flaş... 'Kamyon şoförü ile asker olduğu belirlenen iki silahlı sivil ve kamyon sahibi gözaltına alındı.' -Muğla İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Salih Karataş mühimmatın kendilerine ait olduğunu belirterek, 'Hepsinin sevk belgeleri var. Mühimmatın tamamı kayıt altında. Burada kullanılan askeri malzemeler' dedi. Beş saat süren sorgunun ardından gözaltına alınan ikisi asker üç kişi, saat 01.45 sıralarında serbest bırakıldı. Kamyonun, polis eskortu eşliğinde Özel Kuvvetler Komutanlığı'na gittiği iddia edildi. Polis, gazetecilerin yolunu keserek, kamyonu izlemelerini engelledi. Pekiii, ne oldu şimdi? *** Elazığ depreminde ölenlerin sayısı 51'den 41'e düştü. Tam 10 kişi dirilivermiş. Sebep? Mükerrer sayım. Hiç şaşırmamak gerek. Bu ülke tam üç kez sayıldı da, gerçek nüfusu hala belli değil. 70 milyon muyuz, yoksa 72 milyon mu? Hatırlarsınız, Seçmen Kütükleri'nde de çok ölüyü diriltmiştik. Marmara Depremi'nde ise, dört bin ölü aniden canlanmıştı. Şimdi Elazığ'daki dirilmeler normal değil mi? Eski alışkanlık...
:: / Yazarımızın 10 Mart 2010 tarihli ' 6 şiddetinde ama, sekiz görünümlü bir deprem' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|