Neslihan Yavuzcan Doğduğumda var olmadım öldüğümde yok olmayacağım
Her şarkısıyla müzik listelerinde fırtınalar estiren Kıraç ile müziği, özel yaşamını, evliliğini ve doğacak bebeğini konuştuk Tam 5 senedir Ali Tufan Kıraç ile yüz yüze karşılaşmamıştım. Göksu Evleri'ndeki stüdyosunda buluştuk. 5 sene öncesinden uğruna besteler yaptığı, aşık olduğu Ayşe'sine kavuştu. Yörük bir aileden gelen Kıraç, Ayşe'siyle yuvasını kurarak göçebe hayatını bıraktı. Haziran ayında 'Iraz Elif' adını verecekleri kız bebekleri dünyaya gelecek. 'Ben hala Yörük gibiyim' diyen Ali Tufan Kıraç, yeni çıkardığı türkü albümü 'Garbiyeli' ile tam bir yol arkadaşı hayatımıza...
 Değerli arkadaşım Ali Tufan Kıraç ile çıktığımız bu yolculuk bakalım ne kadar içinizi ısıtacak... 5 yıl aradan sonra 'Garbiyeli' adlı albümünü yeni çıkardın. Bu albüm bir türkü albümü nereden aklına geldi? - 2001 yılında kayıtlarımızı yapmıştık bununla ilgili... Aslına bakarsan bu kayıtları kendime yaptım. Ondan sonra o dönemde çok yoğundum ve kariyerimizde bir noktaya gelelim, ondan sonra çıkaralım dedik ve o kayıtları da kullandık. ATATÜRK'ÜN SEVDİĞİ TÜRKÜ Albümü dinledim yol boyunca dingin bir tınısı var, insanı yormuyor. Tam bir yol arkadaşı... Atatürk'ün sevdiği 'Zeynebim' türküsü de var içinde... Türküleri seçerken nelere dikkat ettin? - Bunlar benim çocukluğumdan beri bildiğim türkülerdi. Aslında ilk kayıtlarımı yaparken o günkü psikolojimle ilgili tercih ettiğim parçalar. Bazıları çok basit, serbest, doğal gelen türküler. Çok özel bir albüm oldu. Yumuşak, dingin tam bir dinleti albümü. Söylediğin gibi tam bir yol arkadaşı. Kitap okurken bile dinleyebilirsiniz. Evlendin, nasıl gidiyor? Ayşe nasıl? Her albümünde Ayşe adında bir parçan oluyor? - Bu albümde biraz tesadüf tabii ki ama genelde bir 'Ayşe' parçam var. Orhan Gencebay, Zeki Müren de 'Ayşe' adında parça okumuşlar, ayrıca aşk türküsü de var. IRAZ ELİF BEBEK HAZİRANDA ARAMIZDA Evlilik sende neleri değiştirdi? Yakında bir bebeğiniz olacak, ne zaman doğum. Adı ne olacak? - Çok farklı bir insan olmadım, aynı insanım. Heyecan veriyor sadece. Hep planladığım, hayal ettiğim bir şeydi. Şu an tabii daha çocuk ortada yok. Bebeği gördükten sonra daha iyi anlayacağım baba olma hissini, şu anda yüzeysel. Haziran gibi tahmin ediyoruz. Kız çocuğumuz olacak. Adı Iraz, Elif olacak. Hayırlı ve sağlıklı, kendi kararlarını verebilecek iyi bir birey olsun. Bebeğine nasıl bir yön verirsin? Sanatçı olmasını destekler misin? - Müzikle mutlaka ilgilenmesini isterim. Genel olarak sanatla iç içe olmasını isterim. Enstrüman çalsın, genel bir sanat düşüncesi estetik anlayışı olsun. Günün birinde müzisyen olmak istiyorsa hay hay. AŞIK OLUNCA BASİRETİM BAĞLANIR Aşk ne ifade eder senin için? - Aşk, binlerce yıldır anlatılmaya çalışılıyor ya, her zaman şunu söylerim oğlan kızı sever ve kavuşamaz. Aşık olur, bunun altında 'Leyla ile Mecnun' dünyadaki bu işin sonudur. Aşkı en iyi anlatan hikayedir bence. Yani sizi bir yerlere götürür. Ve çok büyük bir aşama kaydettirir bir anda. Bunu doğru değerlendirirseniz, insanüstü olmak adına çok şey kazanırsınız. Sadece karşı cins duygusuna endekslerseniz günün birinde o aşk biter, kaybedersiniz. Yerine yenisini bulmaya çalışırsınız yeni aşk ararsınız. Her yeni aşk dediğiniz duyguda da aslında kendinizin tükendiğini fark edersiniz. Aşık olduğun zaman hangi haller içinde olursun? - Çocuk gibi olurum elim ayağım birbirine dolaşır. Basiretim bağlanır. Dokunulduğu zaman kırılan bir cam parçası gibi... Genel olarak böyle bir şeydir. Her şey imkanlıymış gibidir. ÖNÜNE GELEN MÜZİSYEN Son zamanlarda müzikalite nasıl sence? Her önüne gelen albüm yapıyor? Sen kendini nerede görüyorsun? - Her önüne gelen doktor olamıyor ama müzisyen oluyor. O kadar basit bir şeymiş gibi. Çok geniş yelpazesi var. Cerrah vardır, yara bandı ile yaramızı saran insan da vardır. Kendimizde sarabiliriz ama kendimize doktor diyemeyiz. Tentürdiyot döküp üzerini sarıp doktor olamadığımız gibi şarkı söylediğimiz zaman müzisyen olmuyoruz. Herkes şarkı söyleyebilir ama müzikle birebir uğraşmak müziği sanat boyutunda algılayabilmek öyle kolay değil. Bunlar milyonda bir insanın yağabileceği şeyler. Biz de müziği sanat boyutunda algılayıp bu yolda ilerliyoruz. Bundan sonraki albümünde Cem Karaca'ya ait bir şeyler olacak mı? - Rahmetli sanatçılar ile ilgili işler bazen yapılıyor, bazen yapılmıyor. Cem Karaca, hep söylemişimdir, manevi olarak bende çok üst duygular hissettiriyor. Benim onunla yaşadıklarım çok özelidir. O benim için bir kısmettir, şanstır. Çok güzel şeyler yaşadık. Söylemek isterim Cem Karaca'dan ama şartlarında ona göre oluşması, çok hoş ve ona yakışır bir şeyler olması lazım. Genel olarak böyle şeylere vesvese ile yaklaşırım. Cem Karaca yukarıdan baktığında 'Ne yapıyorsun lan' dememesi lazım. BEN TAM BİR YÖRÜĞÜM Yeni albüm ne zaman çıkacak? Sen Yörük bir aileden geliyorsun, sen de Yörüklük nasıl hüküm sürüyor?
 - Sonbahar gibi düşünüyorum. Yazın yaylalarda yaşayan bir Türklük biçimi, yani doğayla baş başa her daim özgür olmak isteyen, belli kurallara bağlı kalamayan bir yaşam tarzı. Evet yani aslında tam olarak bir Yörüğüm ve Yörük gibi yaşıyorum. Türkler de göçebe bir ırk... Sence bunu koruyabiliyor muyuz? Ülkemizin geldiği son durum, nereye gidiyoruz? - Türkmenler ile Yörükler birbirine çok benzer. Türklüğün korunma biçimi diyebiliriz. Genel olarak Türkiye'de koruyamıyoruz. Kimliğimizi kaybettiğimizi düşünüyorum o anlamda. Dünyada var olan herhangi bir sömürge bir ülke gibiyiz. Papua Yeni Gine gibiyiz, birilerinin sömürgesiyiz, kafamızı kaldıracak durumda değiliz. Kafamızı kaldırtmıyorlar ki, Aziz Nesin dediği gibi bir hale getirildik. - Yüzde 90'mız aptal değiliz tabii ki, Aziz Nesin orada başka bir şeyi ifade etmeye çalıştı. Belki bir gün olacak. TELEVİZYONA EN ÇOK ÇIKANA SANATÇI DENİYOR Yurt dışında ve özellikle sanatçılar misyon üstlenip bunu beyan ediyorlar. Örneğin Başkan Bush İran'a girdiği zaman sanatçılardan çok tepki gelmişti. Ya ülkemizde? - Bu işin merkezi zaten Anadolu'dur... Zamanında bu tür sanatçılar çok acılar çektiler. Hapislerde çürüdüler, yok edildiler. 80'den sonra bu işler ülkemizde tamamıyla bitti. Şu an işte sanatçı mantığı televizyona çıkan insan sadece. Eski sanatçı mantığı kim olursa olsun mutlaka bir fikri olan, halka rağmen halk için çalışan bir insandı. Şimdi böyle bir sanatçı modeli yok tabii ki. Televizyona en çok çıkan insan sanatçı olarak kabul ediliyor günümüzde dedin. - Paran varsa sanatçısın. Yoksa da tarihin bir sahnesinde mistik bir insan olarak devam edebilirsin. Yaşarken belki bu işler, bu dönem için böyledir ama 50-100 sene sonra belli olur. Onun için biz Pir Sultan Abdal dediğimizde en az 400 yıllık bir hikayeden bahsederiz. 400 yıl Başkan Bush yaşayamaz, 1000 yıl yaşayanlar sanatçılardır. İLHAM PERİSİ Bestelerini yaparken neler seni etkiler? - Bu bir tür iletişim biçimi... Duygularınızı ifade etmek istersiniz konuşursunuz. Sporda bir iletişim biçimidir. Kendimizi ne kadar tanıyoruz. Biz kimiz? Dediğimizde ben varım, kendim var mevzusu vardır. Kimim ben? Aynaya baktığım zaman gördüğüm kişi miyim. Kendini tanımaya, duygularını anlamaya çalışırsın. Sanki dışardan biriymişsin gibi o an... Kelimelerle direk anlatamayacağımız duyguları sanatla devreye sokarız ve bu bende müzikle devreye giriyor. Gezi yazıları vardır yazılan, şurada dağa çıktım, manzarası şöyleydi diye. Sanatçı da işte onu böyle bir müzikle anlatmaya çalışır. İlham perisi dediğimiz şey de budur. İçindeki ses hep biz 'Ne yapman gerektiğini biliyorsun' der. Sanatçılar bu sesin farkında olan özel kişilerdir. Sen kendinle ilgili neyin, ne kadar farkındasın? - Doğduğumda var olmadım, bunu çok iyi biliyorum. Bu hepimiz için geçerli. Doğduğumda var olmadım, öldüğümde de yok olmayacağım.
:: / Yazarımızın 01 Şubat 2009 tarihli ' Aşkı öldüremiyorum' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|