Turgay Renklikurt Kan kanserine çare bulundu...
Benzin ve mazot fiyatları alıp başını gidince, bir çok ülkede bu iki fosil kökenli yakıtın yerini tutacak çare arayışına başlandı. İlgili konuda araştırmalar bütün hızıyla sürüyor. Hali hazır durumda güneş enerjisi yoluyla elde edilen elektrik ve doğal yollarla elde edilmiş adına 'Bio-Sprit' denilen akaryakıt türleri gelecek için ümit veriyor. Mesela, şeker kamışından elde edilen bir tür benzin ve değişik bitkilerden elde edilmiş yağlardan yapılan mazota benzer akaryakıtlar, bir çok ülkede kullanılmaya başlandı bile. Kaliforniya'da yaşayan ve ameliyat için sık sık Meksika'ya giden Amerika'lı bir estetik cerrahının bu günlerde yarattığı bir 'Bio-Sprit' türü yüzünden başı fena halde derde girdi. 'Beverly Hills Courier' gazetesinin yazdığı habere göre Dr. X (Güvenlik nedeniyle isim verilmiyor) estetik ameliyat sırasında hastalarından aldığı vücut yağlarını biriktirip, kendi yarattığı teknikle Bio-Sprit (Mazot benzeri akar yakıt) üretmiş. Dr X elde ettiği bu Bio-Yakıtı arazi aracında kullanmış. Aynı akar yakıtı sevgilisinin arabasına da koyan Dr X, durumu sevgilisine söylememiş. Kendilerinden gereğinden çok yağ alındığı, bu sebeple karın, kalça yörelerinde derin çöküntüler oluştuğunu gören hastaların şikayeti üzerine başlatılan araştırma sonrasında Dr X'in bu yağlardan yakıt imal ettiği ortaya çıkmış ve kıyamet kopmuş. Önce sevgilisi Dr X'i terk etmiş, sonra polis Dr. X'in peşine düşmüş. Ancak, doktor yakalanamamış. Ne diyelim; her meslekte böyle tipler ortaya çıkıyor!.. ÜZÜMÜN SIRRI Yıllardır üzüm ve üzümden yapılmış ürünlerin sağlığa faydalı olduğu, bazı hastalıklara iyi geldiği, iyileştirdiği, söylenir. Belki de bu sebeple, yüzlerce bilim adamı, üzüm ve üzümden yapılmış ürünler üzerinde araştırma yaparlar. 'Clinical Cancer Research' kanser üzerine yapılmış bilimsel araştırmaları ve sonuçlarını yayımlayan dünyaca ünlü bir tıp dergisidir. Kısa bir süre önce, bu dergide, tıp dünyasını ayağa kaldıran bir araştırma sonucu yayınlandı. Kentucky Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Xianglin Shi ve arkadaşlarının yaptığı araştırmayı konu edinen haberde, üzüm çekirdeği özünde bulunan bazı kimyasalların, kan kanseri hücrelerini yok ettiği dile getirildi. Buna göre; hücrelerin içerisinde JNK adı verilen bir özel protein bulunmaktadır. Bu protein hücrelerin intihar etmesi (Apoptose) emrini vermektedir. Üzüm çekirdeği özünde bulunan kimyasallar, JNK proteini üzerinde etki yaparak, proteinin hücreye intihar emri vermesini sağlamaktadır. Ancak, sadece kan kanseri üzerinde böyle bir etki yaratan üzüm çekirdeği özü içerisindeki kimyasallar, kanser olmayan sağlıklı hücreler üzerinde böyle bir etki yaratmamaktadır. Laboratuvar ortamında, yüksek dozda üzüm çekirdeği özü kullanılarak yapılan denemelerde, kanserli hücrelerin yüzde 75'inin, 24 saat içerisinde intihar ettiği (Apoptose) tespit edilmiştir. Üzüm çekirdeği özündeki hangi kimyasal veya kimyasalların, kanserli hücrede intihar etme emrini ortaya çıkardığı, sağlıklı hücrelerde neden böyle bir durumun meydana gelmediği, henüz ortaya çıkarılamamıştır. Ancak, ilgili konuda araştırma devam etmektedir ve bu kimyasal veya kimsalalların kısa sürede bulunarak, piyasaya sunulması ümit edilmektedir. Not: Araştırmada kullanılan üzüm çekirdeği özü (ekstrakt) piyasada halen ticari olarak bulunanlardan biriyle yapılmıştır. Üzüm çekirdeği özünde, Polyphenole, Anthocyane, OPC ve Resveratrol başta olmak üzere çok sayıda bilinen ve bilinmeyen kimyasal bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, başka kimyasalların etkisini onlarca defa arttırmaktadır. Mesela C vitamini bunlardan biridir.
Gözden kaçan gerçek... Sporda şiddet ve terör konusu ne zaman gündeme gelse olay bir şekilde döndürülür, dolaştırılır insanlarımızın eğitim ve kültür düzeyleri ile ilişkilendirilir. Mesela, tribünlerdeki küfür, şiddet ve kuralsızlığın önlenmesi, konusu konuşulur; tam o noktada birisi devreye girer ve başlar şöyle konuşmaya: '... efendim, bu bir eğitim ve kültür meselesidir. Tribünlerde yer alan insanlarla, olay çıkaran kişilerin çoğu eğitim ve kültür düzeyi düşük insanlardır. Bu insanların eğitim ve kültür düzeyleri yükseltilmedikçe, tribünlerdeki ve spor sahalarındaki şiddetin, küfürün, kural tanımazlığın önüne geçmek mümkün değildir. Bu nedenle tribünlere gelecek olan seyircilerin eğıitim ve kültür düzeyi yüksek kişiler olmasını teşvik etmeliyiz....' Ortada bilimsel anlamda yapılmış bir araştırma verisi olmadığı, söylenenler de düz mantığa uygun geldiği için, şimdiye kadar böyle konuşanların söyledikleri hep kabul gördü. Emniyet Genel Müdürlüğü Spor Güvenlik Şube Müdürlüğü'nün, 2004 yılından günümüze kadar geçen sürede meydana gelen 'spor müsabakalarında şiddet olaylarına karışanlar hakkındaki istatistiksel veriler' kısa bir süre önce açıklandı. Çok ilginç ve düşündürücü istatistiki değerlerin yer aldığı bu açıklamada, 2004 yılından bu yana sporda şiddet olaylarına karışmış 3 bin 786 kişiye ait detaylı bilgiler yer alıyor. Bu bilgilerden bazıları 'eğitim ve kültür düzeyi yükseldikçe, spor sahalarında ve tribünlerde şiddet olayları azalır' tezini fena halde çürütüyor. Sebebine gelince; yapılan araştırmaya göre, sporda şiddet olaylarına karışanların yüzde 42'si lise, yüzde 18'i üniversite mezunu. Yani şiddet yaratan kişiler, eğitim ve teorik olarak kültür düzeyleri yüksek kişiler. Bu kişilerin yüzde 60 gibi yüksek bir oranı teşkil etmeleri, hem düşündürücü, hem de ürkütücü. Özetlemek gerekirse, ülkemizde eğitim ve kültür düzeyi yüksek kişilerin gittikçe şiddet sarmalına kapıldığı, sorunları şiddet ve güç kullanarak çözmeye yöneldikleri söylenebilir. Bize göre, acilen araştırılması lazım gelen sorun da bu.
:: / Yazarımızın 02 Ocak 2009 tarihli ' 'Bitirin'ciler ve gerdan kıranlar!' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|