Defne Samyeli Din adına cinselliği kullanmak!
Esas bu yayınları yazanlar, bu yazılan safsataları kamuoyuna yayanlar hakkında dava açılmalı. İslam dinine zarar vermekten.... Koca Profesör. İlahiyatçı. Öğrenci yetiştiriyor. Bir kitap çıkarıyor; içinde bir gecede 60 kadınla ilişkiye giren şeyhleri anlatıtyor. Hele bir şeyh var ki, 80 yaşında. 14 yaşında bir çocuk bu şeyhin koynuna sokuluyor. İlk gece, 80'lik şeyh 14 yaşındaki çocukla 60 kez ilişkiye giriyor. Sonra da övünüyor! Eğer kıza acımasaymış, onu 100 kere 'şey'edermiş; kızın annesi de bir daha 'Kızımı 80'lik ihtiyara vermek istemem' demezmiş!!! Bu anektoddan anlıyoruz ki, 80'lik Şeyh, kayınvalideye alınmış, gücünü 14'lük gelin üzerinde ispatlamış. 60 kez! Neyse acmış da, kızcağız daha fazlasından kurtulmuş. Başka neler öğreniyoruz? Erkeğin kadını, onlarca kez kullanılacak bir zevk aracı olarak gördüğünü. Cinsel birleşmenin kadına acı vermek pahasına da olsa ancak erkeği memnun etmek için var olduğunu. Adı geçen şeyhlerin hepsinde bir bekaret bozma merakı bulunduğunu... Bir de bu şeyhlerin yani 'Tarikat kurucusu olan, orada en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse, bir tür dini lider konumunda olan bu kişilerin-bekaret bozma bir yana- sekse ne meraklı olduğunu anlamış bulunuyoruz. Tabii bunlar, İlahiyatçı Profesör Süleyman Uludağ'ın kitabında yer alan isimler. Bir de kamuoyuna şimdiye kadar yansımış bulunan Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz olayları var -onlarınkinde 100 kadını aynı gece hamile bırakmak, gecede 60 kez bir kadınla ilişkiye girme gibi bir performans olmasa da, onlarn hikayeleri yakın tarihimizin çarpıcı skandalları arasında yerini aldı bile. Prof. Uludağ bu kitabı niye yazmış? Aile ve çocuk eğitimi konusunda tasavvufun önemine değinmek için! Diyor ki, Ben bir rivayetleri başka kitaplardan alıntıladım; öyle aktardım. Alıntı yapıp aktarırsınız, ama o zaman bu gibi rivayetleri, 80'lik şeyhler ne imrenilecek işler yapıyoooorr gibi sunmak yerine, yadırgadığınızı belirten bir iki cümle yazarsınız. 'Gerçekle bir ilgisi yoktur' dersiniz. Profesörün mesajı şuymuş: Dünyevi haz ve zevkler meşru ve ölçülü olduğu müddetçe güzeldir. Zihni, ruhai nitelikte yüce zevklerse daha önemli. Benim de mesajım şöyle: Kadını sadece kapandığı müddetçe sosyal yaşamın içine sokan, cennete giren erkeğin 'bakireler'le sefa süreceğini söyleyen, kadını şeyhin zevkini gidermesi için araç olarak öngören anlatımlarla dinimizi le-ke-le-me-yin! Bu gibi yayınlar, dine bu şeklide yaklaşımlar, 'sapık ve çocuk düşkünü de olsa bizdendir' denilmek suretiyle kol kanat gerilen Hüseyin Üzmez ve benzer vakalar, insanlarn inançlarını sorgulamalarına yol açıyor. Koskoca İslam dininin mesajlarından biri, 'bir erkek ne kadar dindarsa cinsel gücü o denli yüksek olur' şeklinde olabilir mi Allah aşkına? Prof. Uludağ'ın bu çalışması, verdiği örnekler, okuyanların üzerinde nasıl bir etki bırakacak? Yaşını başını almış erkeklere küçük kız çocuklarına 'yan gözle bakma' ehliyeti veren, bunu mazur ve meşru gösteren bu yaklaşımın toplumsal izi ne olacak? Din adına kullanılan olguların arasına bir de cinsellik eklendi. Ne günlere kaldık... İman sahibi ve dünyevi zevkler karşısında zayıf düşmeyen, namazında niyazında kişilerin bu gibi yayınlara herkesten önce tepki vermesini gönülden diliyorum.
:: / Yazarımızın 07 Mayıs 2008 tarihli ' Yargının toplum vicdanında yargılanması için...' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|