09 Mayıs 2008 <%Tarih%>
<%Gün%>

Duransel Doğan
2008 - 2012 Ekonomik Programı bize ne söylüyor?

Maliye bakanı Kemal Unakıtan ve Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek tarafından açıklanan 2008 - 2012 dönemi ekonomik programı fazla yankı bulmadı. Oysa geçmişte, bu tür programlar ekonomi kulislerinde yoğun bir şekilde tartışılırdı.
Program üzerinde fazla konuşulmaması, en azından eleştiriye dahi değer bulunmaması, 'yeni bir şey söylememesinden' kaynaklanıyor. Programda dikkat çeken tek unsur, bütçe ve mali disiplin açısından 'gevşeme' kararının alınmış olması.
Uzun dönem yüzde 6.5 gibi dünyada IMF programı uygulayan ülkeler arasında 'en yüksek' düzeyde olan Faiz Dışı Fazla (FDF) hedefi açıklanan yeni programda yüzde 3'e düşürülüyor. IMF ile uzun kavga ve pazarlıklardan sonra, önce yüzde 5'e, geçen yıl 4.2'ye çekilen FDF, şimdi 3'e iniyor. Bunun anlamı, hükümet sıkı para ve harcama politikalarını terk edecek. Bütçe ve kesenin ağzını açacak.
Fakat, bu kararın tam da dünyada petrol fiyatlarının varil başına 120 doları aştığı, küresel kriz dalgasının yaygınlaştığı, dünyada gıda fiyatlarının patladığı bir döneme denk gelmesi istenen sonucu sağlamada ne kadar etkili olacak? İçeride enflasyonun tırmandığı, bir aylık enflasyonun, yıllık hedefi aştığı ortada. Kaldı ki, çarşı - pazardaki, gerçek enflasyonun, resmi rakamların üzerinde olduğu bilinmez değil.
Türkiye, hızla enflasyonda 'çift hane' dönemine dönüyor. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, yeni ekonomik programı, gazeteciler ve halkla aynı anda öğreniyor. Yüzde 3'lük FDF hedefini 'Anlaşılan mali politikalar biraz gevşeyecek' diye yorumluyor.
Maliye Bakanı Unakıtan, bu yılın yüzde 4'lük enflasyon hedefi için 'En erken üç yıl sonra' diyor. Bunun anlamı, Merkez Bankası'nın temel hedefi, enflasyonla mücadele olsa da, hükümetin böyle bir niyeti yok!
İktidar, enflasyonla mücadelede 'pes' etmiş durumda. Belki de bu, bilinçli ve siyasi bir tercih? Yaklaşan yerel seçimler, içerideki siyasi atmosfer nedeniyle, FDF düşürülerek 'kesenin ağzı' açılacak.
Seçim yatırımları, seçim bahşişleri dağıtılacak. Bol, bol temel atılacak. Tabii ki bunlar da 'parayla' olacak. Bu paralar da düşürülen FDF oranı sayesinde, hükümetin kullanımına geçecek olan bütçe kaynaklarıyla yapılacak.
Fakat bir anlamda, hükümet böyle bir karara mecbur kaldı denilebilir. Yüzde 4 enflasyona göre yapılan memur, işçi, emekli maaş zamları şimdiden aşıldı. Tüm kesimlere 'enflasyon farkı' verilecek. Gıda, tarımsal ürün ve girdi fiyatları patladı. Köylüye destek gerekiyor. Elektrik ve doğal gaza yeni zam geliyor. Bu, yeni zam ve enflasyon dalgasını hızlandıracak. Uluslararası finans krizi nedeniyle yabancı sermaye girişi düştü. Bu açığın kapanması için içeride kamu ve yerli özel sektörün yatırımı şart. Başbakan'ın açıkladığı, 100 bin yeni iş için yatırım ve para gerek.
Ama, bu zam ve harcamalar beraberinde enflasyonda yükselişi getiriyor. Aynı kısır döngü başlıyor. Her şeye enflasyon kadar zam. Yapılan her zammın yeniden enflasyon yaratması. Yine enflasyon arttığı için her şeye yine zam ve yine enflasyon.....Enflasyon arttıkça faiz artacak, faiz arttıkça Hazinenin borçları katlanacak. Faiz artıp borçlar katlandıkça, paralar yatırım yerine faize, bonoya akacak....Yatırım olmayınca işsizlik, yoksulluk artacak. Ve sonunda beklenen olacak! IMF yine kapımızı çalacak, Türkiye de yine IMF'ye avuç açacak.
Peki bu tanıdık senaryo, yıllardır izlenen film ne zaman son bulacak?
2008 - 2012 Ekonomik programında bunun yanıtı yok! Belki de hiç olmayacak!

:: / Yazarımızın 06 Mayıs 2008 tarihli  ' Biliyor musunuz? 29 yıl sonra Celal Atik'in mezarını kazdılar!'  'başlıklı yazısı için tıklayınız.

   

...::: Bu site TÜRKMEDYA Bilgi Sistemleri tarafından hazırlanmıştır :::...