İdil Çeliker Zeytinburnu'nda neler oluyor?
Bazen dinlerken 'abartı' ya da kent efsanesi gibi gelse de, organ mafyasının akla hayale gelmedik yöntemlerinin ucu bucağı gelmiyor... Yol ortasından adam kaçırmadan tutun da, yardımseverlik zaafiyetimizi kullananlara kadar ne isterseniz mevcut... Eskiden toplumsal adaplarımız vardı; gençler yaşlılara yardım eder, çocuklar mahallenin büyükleri için bakkala, markete koşturup, çırak gibi servis yaparlardı... Delikanlılar deseniz ha keza...... Şimdi millet birinin evine adım atmaya korkuyor... İhtimal ki duymuşsunuzdur ama tekrarda fayda var...Yaşlı bir kadın, elinde pazar poşetleriyle bitap düşmüş, taksi peşinde... Kimsenin durduğu yok... Sonunda kadının haline acıyan bir sürücü kardeşimiz durup, almış..Evin önüne geldiklerinde, genç adama yalvaran gözlerle bakıp, eşyaları yukarı taşımasını istemiş kadın... Hava cehennem sıcağı... Elinde bir bardak buz gibi gazoz, tutuşturmuş şöförün eline... Gerisi malum... Kendinden geçen genç adam, uyandığında buz dolu bir küvetin içinde, böbreği alınmış vaziyette... Gençlerin katıldığı partilerden de örnekler çok... Hikaye temcit pilavı gibi ama paranoyayla da ne kadar yaşanır ki?... İnsanız, elbet bir yerlerde çözülüyoruz... İnsanların gözünü bürüyen para hırsı, bu yolda her şeyi mübah kılıyor... Ülke gündemindeki yoğunluk, gözümüzü günlük olaylara kapatmamıza vesile olsa da, son aldığım duyumlara göre çocuk kaçırma olayları, yine tavan yapmış... Özellikle de varoşların yoğunlaştığı bölgelerde... Ana temizlikte, baba hammalıkta, çocuklar başıboş sokaklarda olunca, kolay tabi... Son dönemde Zeytinburnu sınırları dahilinde, bu tür vakalarında ciddi bir artış olduğu rivayet ediliyor... Kimi 'dilenci mafyası' diyor, kimi 'organ mafyası'... Emniyet teşkilatının kentin genel asayişi için canla başla çalıştığı hepimizin malumu... Ama gelin görün ki, personel sayısı milyonlarca insanın yaşadığı İstanbul'da, okyanusta kum tanesi gibi... Hırsızlık, gasp, kapkaç gibi adi suçların potansiyeli belli... Üç aşağı, beş yukarı konuya ilişkin sabıkıları olan grup... Polis buluyor, alıp sorguluyor, 'Ben yapmadım' derlerse, yeterli delil de yoksa serbest bırakmaktan başka çareleri kalmıyor... AB Uyum Yasası'nın iyi tarafları kadar, böyle zaafiyetli yanları da var maalesef... Kaldı ki, 'organ mafyası' gibi organize olmuş kişiler tarafından gerçekleştirilen olaylarda, çok daha büyük operasyonlar kaçınılmaz...,Aylar bazen yıllar süren çalışmalar yapılıyor... 5 derece miyopken, iğne deliğine iplik geçirmek gibi... Bazen gece yükseklerden bakıyorum kentin yanıp, sönerek 'hayat' gibi atan ışıklı nabzına... Milyonlarca insan, bir o kadar da farklı yaşam... Hangisinde ne yapılır, nerede suç zemini hazırlanır kolay değil çözümlemek... Yine de Emniyetin elinde ortalama bir suç haritası var... Aralarına her gün yenileri katılsa, vuku bulan olaylar teknolojik boyuta taşınsa da, zıpkın gibi, zeki, çalışkan personeller oldukça, eskisi kadar korkmuyoruz... İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Cerrah, göreve ilk başladığında 'manken gibi polis' imajı çizileceğini beyan edince, 'mecazi' anlamını kavramamak mümkün değildi... Teşkilat her anlamda çıtasını yükseltti, eski saygınlığına kavuştu... Kemikleşmiş dokuyu kırmak zordu ama başardılar... SÖZÜN ÖZÜ İşin güç kısmı adam olmak değil, adam kalmaktır... A.Mazerelles
:: / Yazarımızın 24 Mart 2008 tarihli ' Hele şükür yahu' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|