Rıza Zelyut YÖK Başkanı suça teşvik ediyor
Türkiye'nin bilinçli biçimde bir çatışmaya iteklendiğini yaşadıklarımız gösteriyor. YÖK Başkanlığı'na yeni atanan Prof. Yusuf Ziya Özcan da sanki bu çatışmayı alevlendirmek için görevlendirilenlerden birisi. Bay Özcan, daha koltuğuna oturmadan hemen 'Türban yasağını kaldırmalıyız!' anlamına gelecek açıklama yaptı. Kendişine, bunun yasak olduğu hatırlatılınca, kanunu temsil eden bir makamın bu sahibi, üniversite rektörlerine kanunsuzluk yapmalarını tavsiye etti. Bu kanunsuzluk teklifini de 'Türban yasağını mahkemeler koymuştur, rektörler bunu görmeyebilirler ve bir sürü insanı rahat ettirirler' biçiminde ortaya koydu. Yani; YÖK Başkanı; Anayasa Mahkemesi'nden çıkmış olan bir kararı; üniversite yöneticilerinin yok saymalarını istedi. Bundan büyük rezalet olur mu? Ama işin içine türbancılar girince rezalet bile fazilet gibi takdim edilebilmektedir. MALEZYA ÇİZGİSİ Üniversite yönetimini şimdiye kadar bilimle uğraşmaya davet eden türbancı takımının adamı Yusuf Ziya Özcan, ilimi-bilimi bir kenara bırakıp hemen türban sancaktarlığına soyundu. Böylece, kendisini bu göreve getiren hükümete uygun davrandığını da alt katmanlara göstermiş oldu. Prof. Özcan'ın Fethullahçı olduğu anlaşılıyor. Yani, bir yandan özgürlükçü görünmek; öbür yandan laik Cumhuriyet'in değerlerini ağır ağır aşındırmak ve Amerikancı İslam anlayışını yaymak. Zaten basına yansıyan bilgiler de YÖK Başkanı yapılan Yusuf Ziya Özcan'ın Atatürk ilkelerine bağlı çizgiden gelmediğini gösteriyor. Bay Özcan; bir dönem Malezya'daki İslam Üniversitesi'nde öğretim üyeliği de yapmış. Duruşu, o yönde olan bir insan. Çevreden gelerek merkeze doğru yürüyen ve laik yapıyı teslim almaya hazırlanan gerici hareketin fikir adamlarından birisi gibi. Zaten bu fikri yapısı yüzünden olsa gerek; doçentliği çok uzun sürmüş ve ancak 4 yıl önce profesör olabilmiş. GÜL'ÜN YASADIŞI TAVRI Cumhurbaşkanı Gül, Malezyalaştırmacı bir profesörü laik cumhuriyetin üniversitelerinin başına getirdi. Halbuki 2547 Sayılı YÖK Kanunu, öncelikle rektörlük yapmış olanların YÖK üyesi olarak görevlendirilmelerini öneriyor. Cumhurbaşkanı Gül, bu kuralı hiçe sayarak ve sanki Türkiye'de başka bir adam yokmuş gibi Yusuf Ziya Özcan'ı YÖK Başkanı yapıyor. Siz şimdi burada hakkaniyet bulabilir misiniz? Siz bu atamaya vicdanen 'İyi olmuş!' diyebilir misiniz? Eğer AKP'ye midenizden bağlı iseniz; eğer gericiliğin çağdaş hayatı boğmasından yana iseniz; 'Aferin Gül'e ne de iyi yapmış!' diye el çırpıp oynarsınız. İşte bu atama bile Türkiye'nin hızla bir çatışmaya iteklendiğini göstermeye yeter. Ben zaten bu cumhurbaşkanından laik kimlikli bir rektörü tercih etmesini beklemiyordum; ki beni yanıltmadı. Siz Sayın Gül'ün tebessüm ederek 'tebessüm edilecek işler' yaptığını/yapacağını sanırsanız, daha çoook beklersiniz... O; meşhur tebessümü ile tarafsız bir cumhurbaşkanı bekleyenlerin üstüne gülüyor. Yazık oluyor... Türkiye'nin yerleşik değerleri ile mücadele ederek bu ülkeyi başka bir kutba çekeceğini sananlar; bunun sonunun hüsran olduğunu er geç anlayacaklardır ama biz enerjimizi, zamanımızı boş yere harcamış ve geriye düşmüş olacağız. TARAF-VAKİT-ZAMAN EL ELE 1960'larda biz solcuların sembol ismimiz olan Çetin Altan'ın romancı oğlu Ahmet Altan afra tafra ile Taraf adlı bir gazete çıkardı. Ben, onun çevresindekilere bakıp, kardeşi Mehmet'in de Fethullahçıların saflarına katılmasını gösterdikten sonra; 'Bu Taraf, Fethullahçılara hizmet eder. Yapacağı iş de asker düşmanlığıdır.' diye yazmıştım. Her öngörüm gibi bu da doğru çıktı. Fethullahçı coğrafyada hazırlanıp Fethullahçı Star'ın tesislerinde basılan Taraf'ın cumartesi günkü iki ana haberinin ikisi de askeri kötülemek üzerine kurulmuştu. Altan'ın Taraf'ı gibi gericilerin Vakit'i de Şemdinli olaylarında suçlu çıkartılmak istenen iki astsubayı kötü göstermeye çalışıyorlardı. Cumhurbaşkanı Gül'ün atamalardaki tavrını, Yeni YÖK Başkanı'nın türban uğruna üniversite yönecilerini suç işlemeye çağırmasını ve güya modern fikirli Ahmet Altan tipli aydınların bu kadrolar tarafından gazete üstadı yapılmasını yan yana getirin ve bu işbirliğine şöyle bir bakın. Nereye iteklendiğimiz konusunda ürperti duymuyor musunuz?
:: / Yazarımızın 15 Aralık 2007 tarihli ' Bu Diyanet adam olmaz' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|