Rıza Zelyut Türkiye Atom Bombası Yapmalıdır/2
Türkiye, bugün enerjisinin yüzde
72'sini dışarıdan alıyor. Buna her yıl 30 milyar dolar para ödüyoruz.
Ekonomimiz hızla büyüdüğü için enerjiye olan ihtiyaç daha da artıyor ve
masraf giderek kabarıyor. Bu durum aynı zamanda ekonomimizin enerjide
dışa bağımlılığını da yaratıyor ki ulusal güvenlik açısından, askeri
tehditlerden daha büyük bir tehdittir.
Halbuki atom enerjisi (nükleer enerji) bugün doğalgaz yakarak elde
ettiğimiz elektrik enerjisinden çok daha ucuz... Üstüne üstlük atom
enerjisi, çevre felaketlerine yol açan ısınma da yaratmamaktadır.
Bugün Yatağan Termik Santrali'nde kömür yakarak elde ettiğimiz elektrik,
çevre felaketine yol açmakta ve çok büyük sağlık riski yaratmaktadır.
Araştırmalar da göstermiştir ki Çernobil'e bağlı yüksek kanser
ölümlerinin olduğu söylenen Karadeniz Bölgesi'nde kanser olayı, diğer
bölgelerimizdeki kanser vakalarından daha düşüktür. Nükleer enerjinin
tehlikeli olduğunu yayan sivil toplum kuruluşları, Türkiye'nin enerjide
dışa bağımlı kalmasını isteyen ülkelerin ağzı ile hareket eden ajan
sivilcilerdir.
AVRUPA ATOM GÜCÜYLE AYAKTA
Türkiye şu ana kadar elektrik üretmek için bile olsa, 1 tane nükleer
santral yapmış değil. Buna karşın, Avrupa'nın çevreci ve insan hakçı
merkezi Fransa'da tam 59 nükleer santral bulunuyor. Fransa elektrik
üretiminin yüzde 80'ini atom gücünden sağlıyor.
Küçük İsviçre bile tam 5 tane nükleer santral yapmış durumda. Çok
çevreci İsveç bugün elektriğinin yüzde 45'ini atom santrallerinden elde
etmektedir. Belçika, Slovenya, Bulgaristan, Macaristan, Finlandiya, Çek
Cumhuriyeti, Almanya gibi ülkeler nükleer gücü yüksek oranda kullanan
ülkelerdir.
Avrupa bugün baştan başa nükleer santrallerle doludur ve bunların yanına
hızla yenileri de yapılmaktadır. ABD ise nükleer santral sayısı
bakımından dünya birincisidir.
Atom gücünü hangi ülkelerin kullandığına dikkat ediniz? Bunlar,
ekonomilerini hızla düzeltebilen ülkeler olmuştur. G. Kore böyle hızlı
kalkındıysa bunda atom gücünü enerji olarak kullanmasının da ciddi payı
olmuştur. Rusya ve Kanada gibi enerji zengini ülkeler bile, 'nükleere'
bütün güçleri ile yatırım yaparak kalkınmalarını bu bilimsel güce
yüklemişlerdir.
Türkiye'de ilk kez 1965 yılında gündeme getirilen atom reaktörü kurma
fikri, 1968-69'da içeriden ve dışarıdan gelen baskılarla geriletildi.
Özal'ın ilk başbakanlığı döneminde yeniden gündeme getirilen konu, kredi
sıkıntısı yaratılarak engellendi. 1998-2000 arasında Ecevit döneminde
atom reaktörü kurma hareketi yine kuvvetli dış baskılar ve içeride
yaratılan rüşvet söylentileri ile yok edildi.
Avrupa Birliği bugün elektriğinin üçte birisini nükleer güçle elde
ederken, AB'ye girmeye çalışan Türkiye gibi büyük bir ülkenin, hem de
enerji kaynakları kıt bir ülkenin neden bu teknolojiyi kullanmadığı
üzerinde çok durulması gereken bir sorudur.
Bu sorunun cevabı azçok bellidir:
* Türkiye'yi enerji konusunda hep dışa bağımlı tutmak. Türkiye'ye riskli
ve yüksek maliyetli enerji kullandırarak hızlı kalkınmasını engellemek.
* Türkiye'nin atom bombası yapmasının önüne geçmek. Bunun sonucunda da
Türkiye'ye caydırıcı güç olarak büyük bir ordu besletmek. Milli
gelirinin en büyük payını bu ordu beslemeye ayırtmak, kalkınma gücünü bu
yoldan da budamak.
İSRAİL'E BAKIN
Türkiye, çevresel dış tehditlere karşı, dünyanın üçüncü büyük ordusunu
besliyor. Buna da milli gelirinin yüzde 10'una yakın bir payı ayırıyor.
Bütün buna karşın, Türk ordusunun dünya çapında caydırıcı güç olduğunu
söylemek mümkün değil. Çünkü, bu ordunun elinde atom gücü yok.
Halbuki yanı başımızdaki İsrail, atom gücünü hem enerjde hem de silah
teknolojisinde bol bol kullanıyor. Bugün İsrail'in elinde tam 200 atom
bombası bulunuyor. İsrail, bu bombaları 4500 kilometre uzağa kadar
götürüp istenilen noktaları vuracak füze teknolojisini de geliştirmiş
bulunuyor. Yani, Türkiye'nin her tarafı, İsrail'in atom tehdidi
altındadır ve Türkiye'nin bu tehdidi durduracak, dengeleyecek bir
seçeneği de bulunmamaktadır. İsrail, mayınlarda ve top mermilerinde bile
atom silahı kullanacak teknolojileri geliştirmiştir. Yani yanı başımızda
bir atom çöplüğü çoktan oluşmuştur.
Millet Meclisi'nde şimdiye kadar bu çok önemli konu gündeme
getirilmemiştir. Sadece, bölgemizdeki İran, bu İsrail üstünlüğünü
dengeleyecek bir nükleer teknoloji yaratmaya çabalamaktadır. Batılılar
işte bu yüzden İran'a karşı hücum etmektedirler. Hatta bu Batılılar,
Türkiye'ye, 'İran atom bombası yaparsa sizi vurur!' diye yalandan tehdit
baskısı yapmaktadırlar. Türkiye'de İran'ı kötüleyen kampanyaların sebebi
de budur. İsrail'in atom tehdidini gizlemek, Türkiye ile İran'ı
kapıştırıp Müslüman dünyasını atom silahından mahrum bırakmak.
HEMEN ATOM TEKNOLOJİSİ
Türkiye'de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu önemli bir kuruluş yıllardan
beri çalışmaktadır. Fakat, bu çalışmalar laboratuvar aşamasından öteye
gidememiştir. Türkiye, öncelikle enerji açısından, sonra da askeri
üstünlükte avantaj sağlamak için nükleer teknolojisini bulmak,
uygulamak, geliştirmek zorundadır. Hem ucuz enerji sağlamak, hem de
hantal bir ordu beslememek için nükleer teknoloji dünyada en fazla
Türkiye için şarttır. Bu teknolojinin uygun bakım koşullarında hiçbir
tehlike yaratmadığını artık konunun her yandaki uzmanları kabul
etmektedir.
Yazımızın başına dönersek: Bu teknolojiyi almak; her şeyden önce siyasi
bir karardır. Ekonominin genel ölçeklerinin normalleştiği bu dönemde,
Türkiye atom santrali kurabilecek paraya sahiptir. Ülkemizde, hemen en
az 3 nükleer santral kurulması için karar alınmalı, bunların temeli
birer yıl arayla atılmış olmalıdır.
Daha önceki hükümetler boğaz köprüleri ve otoyollarla övündüler. Eğer
AKP yönetimi Türkiye'ye atom teknolojisini getirirse onlar da 'Biz
Türkiye'de atom çağını başlattık!' diye övünebilirler. Bence, en büyük
vatanseverlik budur. Böyle bir işi müzmin AKP muhalifi olarak
alkışlayacağımı şimdiden söyleyebilirim.
:: / Yazarımızın 27 Temmuz 2007 tarihli ' Türkiye Atom Bombası Yapmalıdır /1' 'başlıklı yazısı için tıklayınız.
|
|