25 Mayıs 2007 <%Tarih%>
<%Gün%>

Defne Samyeli
'Daha somut' talep nasıl olur acaba?

En son Ankara'yı hedef alan, Adana'yı ve İstanbul'u teğet geçen kahpe eylemlerden sonra Başbakan açıklıyor:
'Ordudan (K.Irak'a askeri müdahale konusunda) bir talep geldiği zaman biz parlamentodan bu kararı alırız. Silahlı Kuvvetlerin arkasına yasal desteği veririz..'
İyi de..
Böyle bir operasyona kararı kim verecek?
Asker mi?
Hükümet mi?
Başbakan Erdoğan'ın ve partisinin 'konuya ve duruma göre' tavır değiştirmesini nasıl yorumlamalı artık bilemiyorum.
Demek ki Başbakan Erdoğan, 'dış ilişkilerimizi ciddi anlamda etkileyeceğini' kendi söylediği böyle bir operasyonla ilgili 'askerden' talep bekliyor.
Yine..
İyi de..
Zaten Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt, 'sözde değil özde' ifadesini kullandığı basın toplantısında K.Irak'a yönelik sınır ötesi operasyon yapılmasının gerekliliğini, gerekçelerini ve ilgili verileri de ortaya koyarak açık açık söylemedi mi?
Bundan daha somut bir talep nasıl olur?
Ayrıca, TSK'nın komutanlarının MGK toplantıları esnasında bu konuyla ilgili hükumeti devamlı bilgilendirdikleri, terör örgütünün 'sözde' ateşkesi her bahar başlangıcında olduğu gibi bozacağını ve yeni eylemlerle sahneye çıkacaklarını söyledikleri de biliniyor.
Asker izliyor.
Asker bilgilendiriyor.
Asker tavsiye ediyor.
Asker, bir de kamuoyuna açıklama yapıyor.
Asker, daha ne yapsın?
Şimdi hükumete düşen, Başbakan'ın ifade ettiği gibi-madem kimseden izin almaya ihtiyacımız yok- sözlerinin gereğini yerine getirmek ve TBMM'den operasyon kararı çıkarmaktır.
Böyle bir operasyon doğru mu olur; yanlış mı, bunu şartlar ve zaman gösterir.
Ama, artık bu kadar 'Yapacağım da yapacağım' der; hiç bir şey yapamaz görüntüsü verir ve karşılığında da durumun bir parça bile iyileştirilmesini sağlayamazsanız...
Kimse sizi devlet adamı olarak ciddiye almaz.
Ne dışarıda..
Ne de içeride..
Stratejik ortağımız ABD, bu 'PKK'ya karşı koordinatörlük' sistemiyle belli ki zaman kazanmayı amaçlamış. Org. Edip Başer'in, mekanizmanın en temelindeki iki isimden biri olarak mekanizmanın iş-le-me-di-ği-ni söylemesi, bu sistemin nasıl bir fiyaskoyla sonuçlandığını ortaya koymuştur.
Ayrıca..
Başer'in görevden alınış şekli- ki emekli Orgeneral, bunu biraz da Cumhurbaşkanı seçim sürecinde yabancı bir gazeteye verdiği demeçte bu sürecin aceleye getiriliş biçimini eleştirdi diye hükümetin kara listesinde olduğu ve görevine bu nedenle son verildiği iddiasında-AKP hükumetinin 'koordinatörlük' olayına nasıl baktığını göstermektedir.
Tecrübeli komutanı görevden al.. Yerine diplomat getir.. Olacak iş mi? ABD'li koordinatör, askerse, onunla çalışacak olan Türk mevkidaşı da asker olmalı: Aynı dili konuşmaları için.. Denk olmaları için.. Her haliyle yanlışlır..
Üstelik..
TSK, K.Irak'a askeri operasyonu 'gerekli' görüyor..
Hükümetin başı da bugün 'Yaparız, ederiz' diyor..
O zaman neymiş: PKK'yla mücadelede kullanılması gereken dil diplomasinin dili mi, olmalıymış, askeri mi?
Askeri..
Bizim yeni koordinatörümüz kim?
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı.. Yani bir diplomat..
Bu son atama, ve Başbakan'ın hala ve de hala topu askere atması, K.Irak'a operasyon kararını bu hükumetin neden alamayacağını ortaya koyan net ipuçlarıdır.
Bakarsınız yanılırız..
Öyle ya, bu TBMM, feshedilme sürecinde olmasına rağmen ısrarla sistem değişikliğini çağrıştırması pahasına Cumhurbaşkanı seçimi gibi konularda radikal değişiklikleri oylatabiliyor canı isteyince..
Bakarsınız bu kararı da alırlar da, mahçup oluruz..
Ama içimden bir ses, daha bu satırları çok yazarsın diyor.
Ne de olsa seçim dönemindeyiz.
Terör ortamı, milliyetçi oyları artırıyor ya..
Hemen tedbir almak lazım tabii.
Şimdi bol bol sağa sola tehdit yağdırma ve 'Operasyon yaparım haa' deme zamanı...

:: / Yazarımızın 18 Mayıs 2007 tarihli  ' Oh hele şükür!'  'başlıklı yazısı için tıklayınız.

   

...::: Bu site TÜRKMEDYA Bilgi Sistemleri tarafından hazırlanmıştır :::...