29 Eylül 2005 <%Tarih%>
<%Gün%>

Rıza Zelyut
Okus pokus: Port


Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım; İstanbul'un Galata bölgesini İsrailli Ofer'e aktaran ihaleyi savunurken diyor ki: 'Sanki bu işleri okus pokusla yapmışız gibi bir hava yaratıyorlar...'
Hay Allah! Biz de düşünüp duruyor, bir türlü bulamıyorduk. Yapılan işlemi ne de güzel özetledi Sayın Bakan...
AKP hükümetinin denizlerimizin seçkin limanlarını 'Port'laştırarak satmasını bu tabirden daha güzel hiçbir şey açıklayamazdı.
Galataport'tan önce bir Egeport var ki, evlere şenlik...
Geçen hafta, 23 Eylül'de Orhan Birgit, Cumhuriyet'te dönen dolabı çok güzel açıkladı.
Becerikli tüccarlardan oluşan hükümetimiz, Kuşadası Limanı'nı satacak... Burayı önce 'port' çuvalına koyuyorlar. Sonra, yerli ortaklardan 12 milyon dolar daha az para veren Ofer ile onun Türkiye'deki adamı Mehmet Kutman'a aktarıyorlar.
Dayısı Mesut Yılmaz'ı Yüce Divan'a gönderen AKP'liler, Mehmet Kutman'a bir kıyak geçiyorlar ki sormayın... Kıyılara yüz metreden daha yakın yere inşaat yapılamaz ya, bu kural bir yönetmelikle deliniyor. 'Yönetmelik yetmez, iptal olur!' diyenlere; Mehmet Kutman; 'O zaman da bu kanun halinde çıkar, olur biter.' cevabını veriyor.
Hakikaten AKP'liler; yönetmelik iptal olunca Sayın Kutman'ın işaret ettiği gibi kanun çıkartıp Bay Mehmet ile onun arkasındaki İsrail'li Sami'yi memnun ediyorlar.
Kuşadası'nın seçkin kıyı arazisine Sami ile Mehmet dükkanlar, binalar kondurma hakkı kazanıyorlar. Allah kazançlarını daim eylesin.
Öyle ki, bu saygın ikiliye, saygın hükümetimiz Ege Denizi'ni bile kiralıyor. Yani bu ikili, Yunanistan'a kadar olan Kuşadası hattının sahibi haline geliyorlar.
Bütün bu olanaklar da memleketimizin ali menfaati icabı yapılıyor...
Bu yüce hizmet yüzünden de eleştiriler gelince, Ulaştırma Bakanı Yıldırım kızıyor... Sayın Bakan; hükümeti bu yüzden eleştirenleri 'Onların neden böyle yaptıklarını biliyorum ama açıklamak istemiyorum' diye zan altında bırakmaya çalışıyor.

UÇAN HAZİNE ARSALARI
Türkiye'nin en seçkin hazine arsaları, tarikatçi ve rüşvetçi takımı tarafından yıllardır paylaşılıyor. Siyasi rüşvet, ekonomik rüşvet...
-Ben sana hazine arsası vereyim, sen de bana oy ver...
-Ben sana hazine arsası vereyim, sen de oraya kuracağın işletmeden bana pay ver...
ANAP'ın Özallı döneminde başlayan bu alışveriş; özelleştirme kılıfı altında yürütüldü. Devlete gelir elde etme gerekçesi ile hazinenin değerli mülkleri tarikatçilere ve işadamlarına peşkeş çekildi.
İstanbul'a bakın, göreceksiniz...
Oturduğum Yenibosna'da geniş bir hazine arazisi üçe bölündü. Bir büyük parça İhlas'a verildi. Bir diğer parça Fethullahçı Zaman Grubu'na aktarıldı. Kalan küçücük yer ise zar zor kurtarılıp park yapıldı.
ANAP ve DYP'nin ekonomik rüşveti, kendisine oy olarak döndü mü dönmedi mi bilmiyoruz ama hazinenin ve biz bölge halkının kaybı çok büyük oldu. Şimdi nefes alacak bir yer bulamıyoruz.
İki tarikatçi grup, hazine arazilerini 49 yıllığına ucuza kiralayıp üstüne dev gibi binalar kondurdular. Bunların değeri artık katrilyonu buldu.
Türkiye'de siyasetçinin gıdası yalan; sermayesi yolsuzluk... Bu eskiden beri böyle...
Bu yolsuzluğun da ülkeyi kalkındırmak, vatanı kurtarmak kılıfına sokulması yok mu... İşte acıtan yanı bu...

:: / Yazarımızın 27 Eylül 2005 tarihli  ' Hükümetin Ermeni sevgisi'  'başlıklı yazısı için tıklayınız.

   

...::: Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır :::...