21 Eylül 2005 <%Tarih%>
<%Gün%>

Rıza Zelyut
Talat neden ağlıyor?


Kuran-ı Kerim’de, “Allah’ın elinden' söz edilir. Bu el, elbette bir benzetmedir. Yoksa, Allah’ı insana benzetmek olur ki bu da ilkel dinlerde görülen bir durumdur. Tanrı’yı insan biçiminde tasvir eden anlayışa antropomorfizm denilir. Kuran, Allah’ın elini antropomorf biçimde değil, mecazen dile getirir.
Halk da Allah’ın sopasından söz eder. 'Allah’ın sopası yok ki' sözü ile, bir türlü ikna olmayan insanın günün birinde, şartların dayatması ile yola gelmesi anlatılır.
Dün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı dinlerken, bunları düşündüm. 19. yüzyıl halk ozanlarından İğdicekli Aşık Veli’nin (Sivas bölgesi Emlek ozanlık havuzundan orijinal bir Kızılbaş aşıkı idi rahmetli) bir taşlamasında, “Allah bana şamar vurdu/Kaçuben evime vardım' der.
Öyle anlaşılıyor ki o şamardan bir de bizim Talat yemiş. Dün aylık basın toplantısında KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ı hep yakınırken gördüm. Kimden yakınıyordu: Öncelikle Avrupa Birliği’nden, onlardan daha fazla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden ve biraz da Birleşmiş Milletler’den.
Hatırlayınız. Kuzey Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler kaynaklı Annan Planı’nın kabul edilmesi için yeri göğü yırtan Talat idi. Rum tezlerinin Kıbrıs Türkleri için çok uygun olduğunu açıklayan Talat idi. Rumlara güvenilmeyeceğini söyleyen dönemin cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a cihat açan bu Talat idi. Kendisi, Türkler arasında Rumlar’la birlikte yaşanabileceğinin propagandasını yapıyor; barışın önünde tek engel olarak Rauf Denktaş olduğunu söylüyordu.

HIZLI DEĞİŞİM
İktidar, yıpratıcı olduğu kadar öğreticidir de. İktidar, yontar, değiştirir, dönüştürür. İktidar, ortak akılla kurulmuş bir düzenin direksiyonudur. Bu yüzden, iktidara gelen ortak aklın iklimine girmiş olur.
Alın AKP’yi ve Başbakan Erdoğan’ı. Bir zamanlar minarelere süngü, kubbelere miğfer diyen, ABD’yi yerden yere vuran, Yahudilere şiddetle karşı olan Erdoğan öyle bir değişti ki şimdi bu güçlerle kolkola. Atatürk’e demediğini bırakmayan Milli Görüşçüler, şimdi Gazi Mustafa Kemal Paşa diyerek kendilerine gelebilecekleri bir iktidar ülkesini bırakan öndere saygılı olduklarını ortaya koyuyorlar.
KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın da ayağı işin başına gelince suya değdi. Artık, bir zamanlar yerden yere vurduğu Denktaş’ın ağzıyla konuşmaya başlamış. Rumlar’ın ne kadar haksızlık yaptığından yakınıyor. Talat’ın verdiği örneklerden birisine göre:
KKTC, Kuzeydeki Rum çocukların okuması için Rumlar’ın okul açmalarına izin veriyor; hatta bu işin kontrolü KKTC’nin elinde iken her şeyi Rum yetkililere bırakıyor. Limasol’da okumak isteyen Türk çocukları için okul açtırılmıyor. Birleşmiş Milletler’in bölgede yaptığı ankette, bu yönde istek olduğu anlaşılıyor ama Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bu gerçeği bile kabul etmiyor. Ve bu duruma Bay Talat isyan ediyor.
İşte Bay Talat’ın kendi ağzından, bir zamanlar kol kola yürüyeceğini sandığı Rumlar’ın tavrı.
Rumlar, Birleşmiş Milletler’in aracı olmasını kabul etmiyorlar imiş. Avrupa Birliği Rum tezlerini destekleyen tutum içinde imiş.
Bunları bir zamanlar Denktaş örnekleriyle açıkladığı zaman Bay Talat’ın yüzü sinirden bomboz oluyor, tikleri atmaya başlıyordu. Şimdi, kendisi Denktaş’ın söylediklerini tekrarlamaya başlıyor.
Eğer Mehmet Ali Talat gibiler Kıbrıs’ta Rauf Denktaş’ın önünü kesmeseydi; Türkiye’deki hükümet de bu Rum yanlısı politikayı desteklemese idi; (Başbakan Erdoğan’ın Kıbrıs konusundaki yanardöner politikasını, bu hükümetin Denktaş’a karşı hasmane tutumunu hatırlayınız) Kıbrıs Rum yönetimi bu kadar şımaramazdı. Ayrıca Avrupa Birliği de onları kolay kolay içlerine alamazdı.
Bizim, yanlışları yüzünden bir zamanlar 'Rum Talat' diye eleştirdiğimiz Bay Talat yavaş yavaş aslına dönüyor ama, 'Basra harap olduktan sonra.'

:: / Yazarımızın 20 Eylül 2005 tarihli  ' Ölü bakışlı kadın'  'başlıklı yazısı için tıklayınız.

   

...::: Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır :::...