26 Temmuz 2005 <%Tarih%>
<%Gün%>

Rıza Zelyut
Milletçe zehirleniyoruz


Türkiye, önümüzdeki yıllarda çok yoğun bir kanser dalgasıyla karşılaşırsa, kimse şaşırmasın.
Çünkü, içimizi kimyasal artıklarla dolduruyoruz. Daha doğrusu zehir yiyoruz... Bunun sonucunda da kanser olayları hızla artıyor. Ülkemizde artan kanser olaylarını Çernobil nükleer santralinin bozulmasına bağlamak, kendimizi kandırmaktan başka şey değildir.
Kimyasal artıkları, yediğimiz meyveden, sebzeden ve ekmekten alıyoruz.
Tarım alanlarını inceleyin, gerçeği görürsünüz... Sebzelerin altına normalinin üç katı, beş katı yapay gübre konuluyor. Bunlar, fazla gelince zehire dönüşüyor. Şişmiş sebzeler, saman gibi tatsız sebzeler işte bu fazla atılan yapay gübrelerin eseri. Potasyum, fosfat, nitrat, sülfat ve başka birçok zehir...
Sebze bunu emiyor; depoluyor...
İnsan bunu alıyor, pişiriyor, yiyor.
Sebzenin içine sızan bu fazla kimyasal, oradan insan vücuduna atlıyor...
İnsanın hücrelerine sızıyor.
Ve orada kala kala hücre yapısında bozulmalara yol açıyor... Haberi hatırlayınız: Çilek yiyen küçük kız erken büluğa ermiş. O çocukta kanamayı başlatan sebep çilek değil, çileğin içindeki işte o sözünü ettiğimiz zehir... Çok ürün almak için çok gübre verirsen, o yapay gübre zehre dönüşür; insanı çürütür.
Aynı durumu domateste, salatalıkta, biberde, patlıcanda, maydanozda, kıvırcıkta, aklınıza gelen toprakta yetişen her şeyde görebilirsiniz...

PÜSKÜRTÜLEN ZEHİR
İnsanı kanser yapan kimyasal sadece toprağa atılan yapay gübreden ibaret değil. Ondan daha tehlikelisi var. Sebzeye, meyveye sıkılan zehirli ilaçlar. Sebzedeki pas, kurt ve öteki mikrobik zararlı canlılar için çiftçiler, ilaç kullanırlar. Bunlar çeşit çeşittir. İnsan solursa, zehirleyecek kadar kuvvetli olan bu zehirler; domatese, bibere, patlıcana, rokaya, maydanoza vb... püskürtülür. Böylece, hastalık yok edilmek istenilir veya olası hastalığa karşı önlem alınır. Bu zehirler pamuktan buğdaya ve mısıra kadar diğer bitkilerde dae ölçüsüz biçimde kullanılmaktadır.
Uçakların bile kullanıldığı bu ilaçlama sonucunda o bölgedeki böcekler ölür. Bunları yiyen kuşlar veya daha büyük böcekler de zehirlenir, yok olurlar. Bu zehirlenme sonucunda doğal yapı bozulmuştur. Eskiden ovalarda gördüğümüz leylekler artık görünmemektedir. Pekçok kuş türü ortadan kalkmıştır.
Kuşları, böcekleri zehirleyen o ilaç, insanı da ağır ağır zehirlemektedir. Hele hele son yıllarda hızla yaygınlaşan bu ilaçlama yüzünden Türk halkının sağlığı iyice tehlikeye girmiştir.
Kullanılan zehirli ilaçlar, atılan yapay gübreler, sulama yoluyla veya yağmur suyu ile çevreye yayılmakta, içme sularına girmekte, ikinci bir tehlike daha yaratmaktadır. Türkiye'nin çevre dengesi de bu yolla ciddi biçimde bozulmaktadır.

TARIM BAKANLIĞI HEMEN
Gazetelere yansıyan haberlere göre, Tarım bakanlığı tehlikeli gidişi durdurmak için yasal düzenleme yapmak için çalışmakta imiş. 48 yıl önce çıkartılan Zirai Mücadele ve Karantina Kanunu değiştirilecek imiş. O kanun; bu tür zehirli maddelerin kullanımını özendiriyordu. Milleti zehirleyen üreticilere hiçbir şey yapılamıyordu. Şimdi ciddi anlamda cezaya ihtiyaç var. Türkiye'de tarımdan haksız rant sağlayan bazı çevreler bu yasal düzenleme direnebilir. Gel gör ki bu milletin geleceğini düşünmek; hükümetin görevidir. Tarım Bakanlığı, bu çılgın ve tehlikeli durumu önleyecek yasal düzenlemeyi en geç eylül ayında TMBB gündemine getirmelidir.

:: / Yazarımızın 25 Temmuz 2005 tarihli  ' Sağlık Bakanlığı'ndan cevap var'  'başlıklı yazısı için tıklayınız.

   

...::: Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır :::...